Spinoza,
Tractatus De Deo et Homine eiusque Felicitate
(Tanrı, İnsan ve İnsanın Mutluluğu Üzerine Kısa Bir İnceleme)
adlı eserinde şöyle der:
“Yaşadıklarımdan öğrendim ki, günlük yaşantımızda sürekli olan olaylar aslında boş ve anlamsız şeylerdir.
Anladım ki, aklımı ele geçirmelerine izin vermediğim sürece, korkularıma neden olan durumların hiçbiri kendi başına ne iyi ne de kötüdür.
Bu yüzden ben de en sonunda kararımı verdim ve sadece aklıma hitap edebilecek nitelikte bir şey varsa, yani keşfettiğimde ve kendisine vakıf olduğumda gerçekten de bana sürekli, üstün ve sonsuz mutluluğu yaşatabilecek nitelikte hakiki iyi diyebileceğim bir şey varsa, işte bu şeyi araştırmaya koyuldum.”
İşte biz de bu metni, inşa ettiğimiz yapılara nasıl uyarlayabiliriz?
Dünya düşünce haritasının doğusunda yer alan bizler,
Ne ruhlarımızı
aklın derin denizlerinde boğdurmalı
ne de aklı,
ruhlarımızın karanlık dehlizlerinde kaybetmemeliyiz.
